ABD, 2013 yılına da büyük rejim karşıtı protestolarla giren Bahreyn’de, baskıcı El Halife monarşisine silah satmaya devam ediyor. Hatırlanacağı gibi, 2011 Şubat’ında önce küçük çaplı reform talepleriyle başlayan gösteriler, kısa sürede Şiiler’in önderliğinde baskıcı Sunni rejime karşı bir başkaldırıya dönüştü. Rejim, gösterilere şiddet ve kanla cevap verdi. Yüzlerce insan öldürüldü, binlercesi içeri atıldı, işkence gördü. Şii camileri yerle bir edildi. Bölgedeki diğer ABD uydusu monarşiler, yani Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn kralı El Halife’ye yardımlarını esirgemediler. “Made in USA” Suudi tankları, Bahreyn’de demokrasi(yi) dağıttı.
Bilgiye Erişim Özgürlüğü Yasası (FOIA) gereğince ABD Savunma Bakanlığı tarafından açıklanmak zorunda kalan belgelere göre, ABD 2011 yılında Bahreyn’e havan topları, saldırı ve nakliye helikopterleri veya yedek parçaları, füze sistemleri dahil toplam 51 milyon dolarlık silah satmış. ABD ordusu ayrıca, Bahreyn Silahlı Kuvvetleri’ne satılan silahlarla ilgili eğitim de vermiş. 2011 başlarında Kobra saldırı helikopterlerinden ateşlenen mermilerle gösterileri kanla bastıran Bahreyn rejimi, eminim ABD’ye demokrasi ve özgürlük adına teşekkürlerini sunmuştur. 2000 yılından beri Bahreyn rejimine yaklaşık 1,4 milyar dolarlık silah satmış olan ABD de memnun olmalı bu durumdan. Nasıl olmasın? Bahreyn, ABD’nin dev 5. filosuna ev sahipliği yapıyor. Bahreyn halkı rejimi devirebilse, o filo orada durabilir mi? İran Körfezi’nin tam ortasında konuşlanmış bu filonun, sırası geldiğinde İran’a da demokrasi ve özgürlük yağdırabilmek açısından ABD için önemi çok büyük.
Bahreyn polisini kim eğitiyor dersiniz? Zatın adı John Timoney. Baskıcı polis taktikleri konusunda tecrübesini Miami ve Philadelphia’da yaptığı polis şefliğine borçlu olan Timoney, 2003’te Miami’de yapılan “Amerika Serbest Ticaret” zirvesindeki protesto gösterilerini şiddet kullanarak bastırma konusunda gösterdiği büyük başarı(!) ile adını demokrasi tarihine altın harflerle yazdırdı. Timothy halen Bahreyn rejimine danışmanlığın yanı sıra, Andrews International adlı polis ve güvenlik hizmeti veren özel bir şirkette yöneticilik yapıyor.
Bahreyn Bağımsız Soruşturma Komisyonu’nun yayımladığı bir rapora göre, Bahreyn’de işkence artık sistematik hale gelmiş durumda. Aynı rapor, yapılan işkencelerin tarz olarak, ABD ordusunun Irak’ta, Ebu Garib cezaevinde Iraklı tutuklulara uyguladıklarına çok benzediğini yazıyor. Tesadüfe bakın. Gözleri bağlı, günlerce ayakta tutulup uykusuz bırakılan tutuklulara elektrik ve dayak… Gösterilerde rejimin yaraladığı eylemcileri tedavi eden sağlık görevlileri, “hükümeti devirmeye teşebbüs ve halkı isyana teşvik” suçundan tutuklandı, işkence gördü. Söz konusu Suriye olduğunda haber üstüne haber uyduran emperyalizm sözcüsü ana akım medyanın konu Bahreyn olunca her nedense sesi kısılıveriyor.
Libya’da, Suriye’de demokrasi aşığı kesilen ABD emperyalizmi, iş Bahreyn, Suudi Arabistan, Kuveyt gibi tarih öncesi, işkenceci rejimlere gelince; kendi çıkarlarına hizmet ettikleri sürece tam destek vermeye devam ediyor.